Azat Metin
Azat Metin

İnternet teknolojisini yakından takip edip web programlamaya gönül vermiş ve blogunda yararlı kaynak kodları, dökümanlar paylaşan birisi.

Twitter


Böyle Alıştırmışlar

İşte şimdi yeni bi filme başladık..
Yıllar seni öyle doldurmuş ki bana yer kalmamış sende.
Bastığın toprak, oturduğun bank, içtiğin su, yediğin yemek.. Tamlar.

Ben seni daha çocuk sanıyordum, daha toy. Ama öyle değilmişsin. O kadar fazla gereksiz şey yerleştirmiş ki içine geçen zaman,birlikte olduğun insanlar, yaşadığın yer, arkadaşların.. Ben ne koysam taşıyor. Ne vermek istesem fazla geliyor, doymuş bebek gibisin.. Karnı tok olan bebek anlamaz ya ısrardan, yediremezsin ona midesinde olandan fazlasını.

Yıllar seni öyle doldurmuş ki,

Sana anlatılanlara inanmışsın hep, pes doğrusu! Maziye döndüm, çocukken de masallara inanırdık biz.

Yaşadıklarına inanmışsın hep yalanıyla,doğrusuyla.. Oysa ki bir katil de yaşadıklarına inanır, bir hırsızda,bir soyguncu yahut bir fahişe de. Katile "öldürmek ayıptır,günahtır!" desen namusum için, hırsıza "çalmak suçtur!" desen yaşamak için, soyguncuya bilhassa aynı, fahişeye "haya et,günahtır" desen mecburiyetten yaptım der. İnsan bir süre sonra yaşadığına inanmaya başlar, doğru olmasada.

Yıllar seni öyle doldurmuş ki..

Boşaltmak mümkün değil. İnsan hiç bardakta ki şerbeti boşaltmaya azmeder mi? Bardakta ki şerbet değil! Öyle olsa elimi dahi sürmem. Bardakta ki zehir. Zehri boşaltmak aklıma gelmedi hiç, hoş gelse de yapamazdım. Hep üstüne koydum,hep bardağı doldurmaya çalıştım..Zaten doluydu,taştı.




Yıllar seni öyle doldurmuş ki..

Sen gibi davranarak denedim boşaltmayı, başaramadım. İstanbul'un insanı yalandır kaideyi bozmayanlar hariç. Bozulmuş İstanbul, aşk filmlerini orada çekmek bile saçma artık! Sana küfretmeyi, ezmeyi, hor görmeyi, kibir yapmayı, kavga etmeyi, birbirini üzmeyi aşk diye yaşatmış daha önce sevdiklerin.Elini tuttukların, kucağına yattıkların, öğütlerini dinlediklerin, hikayelerine bayıldıkların, sesleriyle uyudukların, esprileriyle güldüklerin, zamanı saydıkların, bir bebek ömrü verdiklerin sana benim verdiğimin ne kadarını verdi?

Sana benim verdiğimi kimse vermez, veremez. Ama seni istediğin bu olmadıktan sonra neye yarar?

Pamuk beyazım..

Desem ki yukarıda yazandan ne anladın eminim yine alakası yok dersin. Çünkü biri seni buna alıştırmış. Süt beyazdır desem alakası yok dersin. Gök mavidir, deniz derindir, Ocak serindir, bu kucak senindir desem..
Çünkü böyle alıştırmışlar seni, bunu hayal ettirmişler. İnsanın hayallerinden vazgeçmesi zordur bilirim.
Başka alıştırılmışız ikimizde. Benim kahramanlarımın sadece kuru ekmekleri ,birer bardak suları ve nadiren birer tane hurmaları olur. Senin kahramanların uçabiliyor, yüksek binalarda ofisleri, caf-caflı kostümleri var. Bir ferace var benim kahramanlarımın üzerlerinde, ayıp olmasa onuda giymekten de alıkoyalar kendilerini. İkisi de kahraman işte gözümüzde, böyle alıştırmışlar. Ama benim kahramanım açlıktan ölse de kuru ekmeğini seninkiyle paylaşır. Senin ki?...

Bizi böyle alıştırmışlar...Suçlamıyorum seni.

Benim yerimde sen olsaydın, benim okuduğumu sen okusaydın, benim yaşadığımı sen yaşasaydın sen de bu olurdun.
Düşünsene.. Ben senin yerinde olsaydım. İstanbul'u ben yaşasaydım, ben olsaydım ağzından çıkanı kulağı duymayan, söylediğinin bini bir para etmez insanlarla ömür harcayan.. Sen gibi olmaz mıydım?

Bizi böyle alıştırmışlar..

Birimiz şehit haberi duyduğunda ağlamayı, diğerimiz hay ben böyle hükümetin demeyi huy edinmişiz.
Birimizi önemli bir işimiz olduğunda yağan yağmura sen nereden çıktın şimdi demeye, diğerimizi rahmet yağıyor barajlar doluyor bu yağmur bizim için demeye alıştırmışlar.
Birimize çarşaflı bir kadıncağız gördüğünde onunla alay etmeyi ona gerici, yobaz demeyi öğretmişler. Diğerimize inancın bu özgürlükler ülkesinde bir tutsak, esir hayatı tadında yaşandığını.

Bizi böyle alıştırmışlar..

Ben kadın küfretmez diye bilirdim. Kadın oturuşuna, kalkışına, giyinişine, boyanışına dikkat eder diye alıştırdılar beni. Kadın dediğin ince ruhlu,zarif olur diye öğrettiler bana. Ben kadını minnak bir tavşan yavrusu gibi hayal ettim,öyle alıştırdılar beni. Kadın dediğin şeytan gibi erkek kalbinin en derinine nüfus eder diye öğrettiler bana.Aşkta şeytan olmalıdır kadın diye alıştırıldım ben.

Beni böyle alıştırmışlar..

Ben böyle değildim, senin için denedim sen gibi olmayı. Ama daha fazla dayanamadım. Sende ben gibi olmayı deneme biliyorum dayanamazsın. Dolu birer bardağız sonuçta, fazlasını alamıyoruz.

Beni böyle alıştırmışlar..

Halâ birbirlerine oyunlar oynuyorlar yeni stratejiler geliştiriyorlar, deniyorlar insanlar mutlu olabilmek için. Aşk birini kendine bağlamaya çalışmak değil, birine bağlanmaktır bana göre.
Beni böyle alıştırmışlar.. Aşkın birini kendine bağlamak olduğunu sananlar halt etmişler! Onlar bencil insanlar diye öğrettiler bana.

Ne desem boş..

İçkici şarabından, keş afyonundan, hırsız çalmaktan vazgeçemez.. Vazgeçer ama az geçer.. Vazgeçer ama çok zaman geçer. Yıl geçer, dost geçer, aşk geçer..

Beni böyle alıştırmışlar..

Ben ol diyemem, sen de olamam. Beni böyle alıştırmışlar. Böyle alıştırmışlar beni.

Alıştırmışlar beni, böyle...

Evet, bu okuduklarını saçmalıyorum, doğru. Sana göre saçmadır itiraz edemem, seni de böyle alıştırmışlar.
Bu yaptığın iş değil, yaşadığın hayat, taşıdığın aşk değil demek benim ne haddime? Seni de böyle alıştırmışlar.
Selametle..


Yazı Hakkında Yorumlar